Hüseyin AKTAŞ TÜM DÜNYA İSLAM'IN ŞEFKAT VE MERHAMET İKLİMİNE MUHTAÇTIR! 
TÜM DÜNYA İSLAM'IN ŞEFKAT VE MERHAMET İKLİMİNE MUHTAÇTIR!
Hüseyin AKTAŞ

TÜM DÜNYA İSLAM'IN ŞEFKAT VE MERHAMET İKLİMİNE MUHTAÇTIR!

Bu içerik 84 kez okundu.

“Oku!”

        İslam'ın ilk emridir.

        Müslümanlar vahiyle muhatap olduklarından bu yana ne zaman ki Kur'an'ın ve resulün emirlerine uymuşlar nehiylerinden de sakınmışlarsa yeryüzünde izzet, onur ve şerefi tatmışlardır. Ne zaman ki hem “Müslümanım!” deyip hemde İslam dışı hal ve hareketlere yönelmişlerse zillleti, esareti ve felaketi yaşamışlardır.

        Ortadoğu adeta kaynayan kazan. Emperyalist ve siyonist çetelerin Müslüman coğrafya üzerinde ki müstevli emelleri hiç bitmemektedir.

        İran Irak savaşı, Rusya'nın Afganistan'ı ve Çeçenistan'ı işgali, ABD'nin Kuveyti ve Irak'ı işgali, Bosna ve Kosova'daki Sırp katliamı, Somali, Sudan, Mısır, Gazze, Lübnan, Suriye, Irak ve Libya'nın içler acısı durumu...

        İslam ülkelerinin başkentlerine bir bakıverin Allah aşkına! Her biri tarumar olmuş

        Bağdat, Şam, Kahire, Trablus, Gazze, Lübnan, Yemen..

        Müslüman dünya bunu hakediyor mu?

        Peki Paris, Londra, Berlin, Roma, Moskova, Washington v.s caddeleri neden ışıl ışıldır dersiniz?

        Tüm insanlık insana yaraşır bir vaziyette ve müreffeh ortamlarda hayat sürmelidir. Doğulu batılı, kuzeyli güneyli, beyaz siyah, bütün insanlık insan olduğu müddetçe iyiliği, güzelliği haketmektedir.

        Bu ibreyi tersine çevirecek olan da yine İslam ve müslümanlar olacaktır. Batı'l, şer, barbar, sicili  bozuk olan olan kavimlerden bu konuda çok ümitvar değilim.

        Bütün bir İslam Dünyasındaki parçalanmışlığın, tefrika'nın ve dağınıklığın sebepleri nelerdir?

        Bu sorulara Prof. Dr. Yusuf el Kardavi, El-Cezire televizyonunda yayınlanan 'Şeriat ve Hayat' programında şöyle cevaplar veriyor. O'nun sözlerine kulak verelim:

        “1967 yılında Türkiye’ye yaptığım ilk ziyaretimde İslam dünyasının parçalanmışlığının nedenlerine ilişkin bir soru ile karşılaşmıştım. O gün için dört madde zikretmiştim. Bugün de bu maddeler geçerliliğini korumaktadır.

        1. Asabiyet. Bir başka deyişle radikal milliyetçilik. Yani bir kavmin başka kavme üstün olduğunu vehmeden ruh hali.

        2. Mezhep taassubu ve dışarıdan ithal edilen fikri akımlar. İslam dünyası için Kur’an ve sünnet en temel kriter iken artık onların yerini başka unsurlar aldı. Bu durum kimi toplumları sağa, kimilerini sola, kimilerini doğuya kimilerini batıya yöneltti.

        3. Edinilen dostlar. Önceden tek dostumuz Allah (cc), O’nun Resulü ve mü'minler iken farklı kişileri ve merkezleri kendimize dost edindik. İslam dünyası olarak bir kısmımız Washington’u dost edindi, bir kısmımız Moskova’yı, bir diğerimiz Paris’i. Halbuki Allah (cc) kimi dost edinmemiz gerektiğini bildiriyor: “Kim Allah'ı, Resulünü ve iman edenleri dost edinirse (bilsin ki) üstün gelecek olanlar şüphesiz Allah'ın tarafını tutanlardır.” (Maide, 5/56)

        4. Enaniyet ve yöneticilerin hevasına tabi olmalarıdır. Gücü eline geçiren kendisini “emirül müminin” ilan etti. Ele geçirdikleri küçük bir toprak parçasında her ne pahasına olursa olsun iktidar olma, emir olma hırsı İslam dünyası içerisindeki tefrikanın en önemli nedenlerinden biri oldu.

        Bu badireden kurtulmamız lazım.Tüm dünya İslam dininin merhamet ve şefkat iklimine gebedir..

        Eski Diyanet Reisi Prof.  Mehmet GÖRMEZ'in İran'ın başkenti Tahran'da İran İslamî ve Kültürel İşler Bakanı Hurremşad yaptığı ikili görüşmelerde şöyle söylüyor;
        "İslâm dünyası yeter ki birliğini, kardeşliğini bozacak teşebbüslere kaymasın. Bunun da en kötü yolu, mezhepçilik fitnesi yayarak, Müslümanları birbirine düşürmektir. Çünkü hepimizin en büyük mensubiyeti, İslâm'a olan mensubiyetimizdir. Bu mensubiyet, bizi kardeş kılan mensubiyettir. Bu mensubiyete gölge düşürecek her türlü fitneden, fesattan uzak durmak ve Müslümanları da uzak tutmak için fikir ve düşünce insanlarına, dini kurumlara, din âlimlerine büyük görevler düşüyor. "

        İşimiz vaktimizden çoktur. Her an muhabbet, merhamet, meveddet odaklı iş, oluş ve eylemlere girişmemiz lazımdır. Tefrikayı, tembelliği terk ederek güç birliği etmeliyiz.

        Tüm nesillere ve çağlara İslam'ın onurunu, izzetini, şerefini tattırmalıyız.

        Aksi takdirde ya topluca var olacağız. Ya da toptan yok edecekler.

        Biz müslümanların yarınlara dair verecekleri kararlar çok önem arz etmektedir.

        Vesselam!

        

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Zeytin Dalı Harekatı için Fetih Suresi okundu
Zeytin Dalı Harekatı için Fetih Suresi okundu
“Her gün bir yıldız daha  kayıyor avuçlarımızdan”
“Her gün bir yıldız daha kayıyor avuçlarımızdan”