Erol Tırtıl YERYÜZÜN’DE VERİLECEK İMTİHANIN MELEKLER ALEMİNDE TATBİKATI 
YERYÜZÜN’DE  VERİLECEK İMTİHANIN MELEKLER ALEMİNDE TATBİKATI
Erol Tırtıl

YERYÜZÜN’DE VERİLECEK İMTİHANIN MELEKLER ALEMİNDE TATBİKATI

Bu içerik 117 kez okundu.

Allah ın rahmeti, bereketi;  Allahın kitabı ve resulün sünnetine kayıtsız ve şartsız şeksiz ve şüpesiz tabi olanların üzerine olsun. yine Allahın selamı  tüm hidayete tabi olanların üzerine olsun..

 

 Allah, kimi de hidayete eriştirirse, onun için bir saptırıcı da yoktur. Allah, intikam sahibi, güçlü ve üstün olan değil midir? ( zümer 37 )

 

        Evet insanlık yaratılmıştı artık ve insanın nasıl bir varlık olduğu ve yeryüzünün halifeliğini nasıl icra edeceğinin ilk belirtileri ortaya çıkmaya başlamıştı.  

       Ve Adem'e bütün isimleri öğretti. Sonra onları meleklere yöneltip "Eğer sözünüzde (öngörünüzde) sadık iseniz bunları Bana isimleriyle haber verin" dedi. (2-Bakara 31)        

      

        İsimler   insan oğlunun eşyayı algılamasına yarayan araçlardır. Gerçekte insanoğlunun eşya ile ilgili tüm bilgisi, onlara isimler vermesine dayanır. Bu nedenle Hz. Adem'e (s.a.) her şeyin isimlerinin öğretilmesi, onlarla ilgili bilginin de öğretilmesi anlamına gelir.

     

     Dediler ki "Sen sübhansın (münezzehsin-yücesin). Senin bize öğrettiğinden başka bizim hiçbir bilgimiz yoktur. Şüphesiz Sen Alim (herşeyi hakkıyle bilen) ve Hakim (hüküm ve hikmet sahibi) olansın." (2-Bakara 32) Göründüğü kadarıyla bir meleğin bilgisi kendi bölgesi  ile sınırlıdır. Meleğin aksine insanın bilgisi çok geniş ve kapsamlıdır. Eşyanın özel bir bölümünden sorumlu olan melek kadar bilgiye sahip olmasa da insan, eşyanın geneli hakında belli bir bilgiye sahiptir. 

       

     (Allah) "Ey Adem, bunları onlara isimleriyle haber ver" dedi. O da isimleriyle haber verince (Allah) "Size göklerin ve yerin gaybını (görülmeyen, bilinmeyen gerçeğini) ancak Ben bilirim, gizli tuttuklarınızı da, açığa vurduklarınızı da Ben bilirim diye söylememiş miydim?" buyurdu. (2-Bakara 33)     

Bu ayetten anlaşılıyorki Adem'e sadece yetki değil, bilgi de veriliyor. Bu nedenle onun halife tayin edilmesinin iki yönü var: Karanlık yönü, onun yetkisini kötüye kullanarak fesat çıkarması, aydınlık yönü ise, bilgisinin yardımıyla kötülüğe değil iyiliğe yönelmesidir. O halde akılı bir kimse, iyi özelliklere sahip olan bir şeyden, sadece kötülük potansiyeline sahip bulunduğu için vazgeçmez.

     

     Meleklere "Adem'e secde edin" demiştik, İblis dışında hepsi secde ettiler. O ise kaçındı, kibirlendi (büyüklük tasladı) ve kafirlerden oldu. (2-Bakara 34)

      Bu, yeryüzünü ve tüm evrenin yeryüzüyle ilgili bölümünü yöneten meleklerin, insana baş eğip, itaat etmesinin sembolik bir ifadesiydi.

    

      İBLİS: sözlükte çok aşırı meyus olan, ümitsiz anlamına gelir. Aynı zamanda Allah'a isyan eden, insan soyuna boyun eğmenin sembolik göstergesi olarak Hz. Adem'e (a.s.) secde etmeyi reddeden ve Kıyamet gününe kadar insanları saptırmak için Allah'tan mühlet isteyen cine verilen addır. Bu cine şeytan da denir. O sadece kötü ve soyut bir güç değil, insan gibi belli bir kişiliğe sahip bir varlıktır. Genelde bilindiği gibi o bir melek değil, melekler gibi özel bir tür olan cinlerden biri dir.     Hani meleklere "Adem'e secde edin" demiştik, İblis'in dışında hepsi secde etmişlerdi. O cinlerdendi, ……… (18-Kehf 50)

       Ve dedik ki "Ey Adem. Sen ve eşin cennette yerleş, orada olandan istediğiniz yerde bol bol yeyin, ama şu ağaca yaklaşmayın yoksa zalimlerden olursunuz." (2-Bakara 35)

      Bu, Adem ve Havva'nın, halife olarak tayin edildikleri yeryüzüne gönderilmelerinden önce kendilerine verilen iradelerinin  denenmesi için "Cennet"te tutulduklarını gösterir. Denenmeleri için bir ağaç seçilmiş ve ona yaklaşmaları bile yasaklanmıştı. (AĞAC: adı ve özelliği Kur'an'da belirtilmemiştir; çünkü ağacın özünde kötü bir özellik yoktu. O sadece imtihan amacıyla seçilmişti.) Bu yasağı çiğnediklerinde, Allah katında zalimlerden sayılacakları konusunda da uyarılmışlardı.

Bu imtihan için Cennet en uygun yerdi; çünkü bu şekilde insana, Allah'ın halifesine asıl uygun olan yerin Cennet olduğu, fakat şeytanın aldatıcı sözlerine inanırsa Cennet'ten mahrum olacağı gösterilmiş olacaktı. Cennet'i tekrar kazanmanın tek yolu ise, insanı her an saptırmak için fırsat kollayan düşmana karşı başarı kazanmaktı. 

     

     ZALİM; kelimesi çok geniş kapsamlı bir kelimedir. Zulüm "bir hak veya görevi ihlâl etmek"tir. Zalim ise, bir hak veya görevi ihlâl eden kişidir. Allah'a isyan eden bir kişi üç temel hakka tecavüz etmiş demektir: 1- itaate lâyık olan Allah'ın haklarına tecavüz etmiştir. 2-Zulmü sırasında kullandığı  her şeyin haklarına tecavüz etmiş olur. 3- Kendisi isyan etmek suretiyle Allah'ın azabına uğradığında da, kendi kendisine zulmetmiş olur. Bu nedenle Kur'an, günahı, birçok yerde zulüm olarak niteler.

 

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Gar binasına YHT Meydanı yapılacak
Gar binasına YHT Meydanı yapılacak
Akyıldız’dan YHT teşekkürü
Akyıldız’dan YHT teşekkürü