Bekir Çöl HZ. PEYGAMBER VE KUR’AN DIŞI VAHİY 
HZ. PEYGAMBER VE KUR’AN DIŞI VAHİY
Bekir Çöl

HZ. PEYGAMBER VE KUR’AN DIŞI VAHİY

Bu içerik 352 kez okundu.

Hadis konusunda yaptığım analizlerde bu defa istifade edeceğim eser,      Hz. Peygamber ve

Kur’an dışı vahiy” isimli kitaptır. Hadis konusunda Hocaların Hocası diye tanınan zamanımızın Üstadı Mehmed Said Hatiboğlu Hocanın hazırladığı bu kitaptan Rasulüllah ve

Hadisler hakkında bilgiler edineceğiz. Hadis ve sünnetin meydana gelişi ve toplanışı hakkında

Hatiboğlu Hoca şunları anlatıyor:

Bu eser benim yarım asırdır Hadis külliyatı çerçevesinde yaptığım incelemeleri ve

Kanaatlarımı ifade etmektedir. Hayatımda alakamı en ziyade çeken husus, İslam Peygamberine isnat edilen siyasi ve içtimai mahiyette haberler olmuştur. Bize Kur’an’da örnek gösterilen Peygamberi tam olarak tanımadan bu örnekliğin yapılamayacağını anlayan sahabeler daha Peygamber hayatta iken Sünnet malzemesi toplamaya, onları yazıya geçirmeye başladılar. Bu ilmi gayretler asırlarca devam etti ve bugün, eğrisi doğrusuna karışmış halde, muhteşem bir kültür malzemesi meydana geldi.

Uzun süredir yaptığım araştırmalarımda şu kanaate vardım ki, İslam’ın tek otoritesi Hz. Muhammed, İslam’ın geleceği ile ilgili her konuda kendisine başvurulan bir kaynak haline getirilmiş ve ona çözdürülmedik bir mesele bırakılmamıştır.  

Bu konularla ilgili çevrelerin Peygambere tutunmalarının başlıca sebebi, kitabi kaynak olarak Kur’an-ı kerime, tevil dışında ekleme yapılmasının mümkün olmamasıydı. Tek imkân Hz. Peygamberi, hadisler kılığına büründürülecek beyanlar yoluyla istismar etmekte idi. Bu sebeple hadis yapım atölyeleri hizmete sokuldu. Bu teşebbüslerin, hicretin daha ilk yarım asrında sahabe arasında vuku bulmuş siyasi ihtilaf ve harplere mevzi olarak yeşermeye başladıklarına kaynaklarımızda yeterli bilgiler vardır.

Heveslerin hizmetine sokulan hadis imalatı, bilhassa Emevi ve Abbasi zamanında hız kazanınca, bu imalatın toplumda meydana getireceği tehlikeyi gören büyük muhaddisler ikazda bulunma ihtiyacı hissettiler. Emevi devrinin hadis hafızlarından Abdülkerim İbn Malik el Cezeri’ye (Ö. 127) haricilerden biri şöyle diyordu.

“Bu hadis dindir. Dininizi kimden aldığınıza dikkat edin. Biz bir işin olmasını istediğimiz de, onu hadis haline getirirdik.” (Ramehurmuzi el muhaddisü Fasl, 443; Hatib Cami,164)

Yine Basralı zahid muhaddis Hammad İbn Seleme’ye (ö. 167) bir Rafızı şeyhin, tevbe ettikten sonra söyledikleri de, aynı endişeyi akla getirmektedir: “Bizler bir araya geldiğimiz de bir şeyi güzel bulursak onu hadis haline sokardık.” (Hatib Cami, r. 165- İbnü-lCevzi Mevduat, 1.21)

Şunu iyi bilelim ki Peygamberi istismarı İslam dünyasının her yerinde elden ele dolaşan eserlerle, günümüzde de bütün canlılığıyla devam etmektedir. Mesela günümüz Mekke’sinin Ümmül Kura Üniversitesin de tez olarak kabul görmüş ve halen yirmiye yakın baskısı yapılmış bir kitapta, hadis dedikleri bir söze dayanarak, İstanbul’umuzun halen kâfirler elinde olduğunun yazılışı bir fecaat olarak ortadadır.

Önemine binaen bu konuyu biraz açmak istiyorum: Bildiğimiz gibi her sene İstanbul’un fethi kutlamalarında (Le tüftehunnel Kostantaniyye) başlayan bir hadis ten bahsedilir. Bu hadise göre “İstanbul’un fethedileceği ve fetheden askerlerin ne güzel olduğu” bildirilmektedir. Âlem şümul bir din olan İslam’ı her tarafa ulaşacağına gönülden inanan Peygamberimiz Hudeybiye anlaşmasından hemen sonra Kortantaniyye Kayserine ve civar memleketlere mektup göndererek İslam’a davet etmiş ve Oralarında Müslüman olacaklarının işaretini vermişti.

Bu sebeple Muaviye döneminde Hald İbn Velid’in oğlu Abdurrahman’ın komutasında ve askerlerinin için de İstanbul da medfun bulunan Eyyup el Ensari olduğu halde İstanbul’u fethetmeye geldiği mervidir. Emeviler, Abbasiler ve daha sonrakiler zamanın da feth nasip olmayınca, pek çok Müslüman bu fethin ancak ahir zamanda olacağına inanmaya başladı. Hadis kitaplarında bu konu anlatılır: Tirmizi (ö. 279) Hz. Peygamberin Medineye gelişinde on yaşında olan Enes İbn Malik (En son ölen Sahabe) in şöyle dediği nakledilir. “İstanbul’un fethi kıyamet kopmasıyla aynı zamandadır.” (Tirmizi 2239) Onlara göre de fetihten hemen sonra Hz. İsa gökten nüzul edecektir. (Müslim, 7278)

Bizim burada belirtmek istediğimiz asıl husus, ilk asırlarda teşekkül etmeye başlayıp sonra kitaplara geçirilmiş olan kıyamet masallarının uyuttuğu pek çok âlimin, bunları Hz. Peygamberden menkul olarak kabul etmiş olmalarıdır. Bu ulemanın son temsilcileri son asırda da arzı endam etmektedir. Çünkü okudukları hadis kitaplarında İstanbul’un fethinin başka türlü anlatıldığını görmüşlerdir: Hz. Peygamber şöyle buyurdu: “İstanbul’un fethi ile Deccal’ın zuhuru yedi sene zarfındadır.” (Nu’aym, r. 1964)

Ben iki yaşındayken vefat etmiş Mısırlı meşhur Selefi Reşid Rıza’nın şeyhler şeyhi allamesi Mahmud en Neşabe’den (ö. 1890) naklettiği lafları, bundan çeyrek asır önce, Türkiye ilim çevrelerine sunmuştum. (Eşratus Sa’a, s. 217) Merhum Neşşabe’ye göre “Gerçek fetih, İSTANBUL’U ARAPLAR, EŞKIYA TÜRKLERDEN ALDIKLARINDA vuku bulacaktır.

Daha sonra yeni yetişme bir alimden de yeni değerlendirmeler öğrenmiş oldum. 1994 Haccım da, Kâbe civarında bir kitabcıda gördüğüm “Eşratu’s Sa’a” isimli 400 sahifelik bir kitabın ilk açtığım yerinde İstanbul’umuzun fethi bahsiyle karşılaştım. Bu kitap, 1404/1979 senesin de Ummul Kura Üniversitesinde mümtaz derece ile takdir görmüş bir tezdir.

Bu ilmi tezi yazan Yusuf isimli delikanlıya göre, her ne kadar Türkler Müslüman olup İslam ve Müslümanlar için pek çok hayırlı işler ve büyük fetihler gerçekleştirmiş, bu arada Rum Başkenti İstanbul’u almış iseler de, Hz. Peygamberin bildirdiği üzere asıl fetih kıyamete yakın silahsız gerçekleşecektir. (Hiye elan tahte Eydiyil küffar.) Halen kafirler elindedir. (Eşratu’s Sa’a, s. 116-117)

Müslüman âlimlerimizin bu duruma düşmelerine sebep ararken bütün sorumluluğu, kitap ve sünneti gerçek ölçüleriyle kavrayıp sokak dedikodularını, kitap ve sünnet gibi iki kaynağa dayanarak, tenkidden geçirmemiş olan kendimiz de buluyorum. Sayısız istismar mahsullerinin niçin Peygambere isnad edilmeyeceğini, kudretim ölçüsünde anlatmaya çalıştım. Okuyup yapıcı tenkitlerinizi yapmanızı bekliyorum.

Not: Bu yazı Mehmed Said Hatiboğlu Hoca’nın H. Peygamber ve Kur’an dışı vahiy” kitabının takdim yazısı kısaltılarak yazılmıştır.

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Birilerine para mı kazandırılıyor?
Birilerine para mı kazandırılıyor?
Asılsız ihbarlar için yasal süreç işletilecek
Asılsız ihbarlar için yasal süreç işletilecek