Hüseyin AKTAŞ NEREDE BULUŞLARIMIZ VE KÜLLİ İYİLİĞE KATKILARIMIZ? 
 NEREDE BULUŞLARIMIZ VE KÜLLİ İYİLİĞE KATKILARIMIZ?
Hüseyin AKTAŞ

NEREDE BULUŞLARIMIZ VE KÜLLİ İYİLİĞE KATKILARIMIZ?

Bu içerik 78 kez okundu.

“Müslümanların hızla artan büyük nüfusuyla övünmemiz, bana şişmanlığıyla övünen ve aldığı yeni kilolardan haz duyan bir adamı hatırlatıyor. Ruhumuza, akılımıza ve başarılarımıza vurgu yapmaya ne zaman başlayacağız? Küçük ve kırılgan bir insanda bile insanlığa katkıda bulunabilecek büyük bir ruh bulunabilir. Gücümüz, bilimimiz, edebiyatımız nerede? Nerede buluşlarımız ve küllî iyiliğe katkılarımız?” Bu sözler Aliya İzzetbegoviç'e aittir.

            Bu yüzyılın başlarında Hind yarım kıtasında Muhammed İkbal Doğu İslamı’nın derin ve şiirsel bir soluğu oldu. Aynı yüzyılın sonlarında  ise Aliya İzzetbegoviç Batı İslamı’nın soluğu olmaya aday bilge bir kişilikti. Entellektüel bir birikime sahip olan Aliya 14 yıl  önce vefat ettiğinde sadece Bosna halkı değil, tüm dünya bir bilge kişiliği kaybetti.

            O, sade yaşamı, zoru ve çileyi seven, örnek bir mücadele ortaya koyan münevver bir kişilikti. En zor şartlarda bile adâletin üstünlüğünü esas alan bir ahlâk anlayışıyla düşmanları üzerinde bile, saygı uyandırmıştı. Vefatının 14. yılında rahmetle anıyoruz. Onun gözünden şu an darmadağın olan İslam dünyasının durumunu 'İslam Deklarasyonu!' kitabından sizlere sunmak istiyorum.

            “Din söz konusu olduğunda, insanları genel olarak inanan ve inanmayanlar olarak ayırırız. Dikkat edelim ki, bu ayrım çok sathi ve epey basitçedir. Bunun içinde en kalabalık olan, üçüncü topluluk eksiktir. O topluluk, kendini inanan sayan ve öyle ifade eden fakat hakikatte öyle olmayan kimseler topluluğudur. Onlar az ya da çok Allah’a ibadet eden, bayramları kutlayan, dinin belli bazı ‘adet’ ve sembollerini yerine getiren fakat korkudan savaş alanından hemen kaçan, ticarette son derece soğukkanlı olarak aldatan, vicdan azabı duymadan başkasının sırtından geçinen, içki içen ve eğlenen, bin sene yaşayacakmış gibi hayatlarını, mallarını ve makamlarını yitirmekten korkan veya kendilerinden güçlü olanlara esirmişçesine yalakalık yapan kimselerdir.

            Bu tip insanların belirgin özellikleri korkudur. Hayat için, mal için, makam ve mevki için korku. Bir güç sahibi veya hükümetin desteğini kazanmak için çabadır onların yaptıkları. Bütün bu korkular arasında bir tek korku eksiktir; Allah korkusu! Bu ruhla ve böylesine belirsiz ve ikiyüzlü atmosferde kendi nesillerini büyütürler. Ancak bu üçüncü kitlenin varlığını dikkate aldığımız zaman, dünyada birçok şeyi daha kolay anlamaya başlarız ve neler olduğu ile neden öyle olduğunu anlama imkanına kavuşuruz. Bugünkü İslam dünyası, içinde gerçek dinin az, şekli dinin çok olduğu dinlerin tipik örneğidir. Hiçbir yerde dine adanmışlık yoktur. İşte bu paradoks, şekil ve içeriğin bu karşıtlık durumu, İslam ülkelerinin çoğundaki vaziyeti açıklayabilir.
            Bu dünyadaki Kur’an’ın vaziyeti çok plastik bir biçimde durumu yansıtmaktadır. Orada, her evde Kur’an’ı özel, yüksek bir yerde bulacaksınız. O, en iyi hediyedir, onun için en iyi kağıt kullanılır, insanlar ise bugün bile onun için en iyi kaligrafiyi kullanmak ve onun kapakları ve sayfalarını fantastik süslemelerle çizmekte yarışmaktadır. Çocuğun ilk öğrendiği şey Kur’an’dır fakat bütün bunların yanında bu çocukların çok büyük bir bölümü Kur’an’ın gerçek içeriğini ve önemini öğrenmeden büyüyecek ve yaşlanacaktır.

            Kur’an tartışmasız bir semboldür. Ancak kanun olmaktan çıkmıştır. Halbuki tersi olmalıydı. Dikkat edin ki, Kur’an okunmak yerine, güzel sesle seslendirilip yorumlanmaktadır. Böylece ne Araplar ne de Arap olmayanlar artık onun manasına ulaşamıyorlar ve Kur’anın benzersiz melodisinde, artık hiç kimse emredici ve kesin, bazen tatlı tatlı uyaran ve davet eden bazen ise tehdit eden yüksek sesle haykıran fakat her zaman ve yeniden tüm insan hayatının değişmesini talep eden hükümlerini tanıyamamaktadır!..”

            İşte Aliya'nın özetlediği bu durum İslam dünyasının buluşlarını da külli iyiliğe katkılarını da kısıtlamakta hatta frenlemektedir.

            Kısaca; Aliya'yı anlamak külli iyiliğe katkılarımızı, buluşlarımızı ve üretkenliğimizi bir kat daha artıracaktır.

            Tavsiyemiz odur ki, yeni nesiller onu daha iyi tanımalı ve onun çizdiği perspektiften bakabilmeyi öğrenmelidir.
 

 

 

            

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Gar binasına YHT Meydanı yapılacak
Gar binasına YHT Meydanı yapılacak
Akyıldız’dan YHT teşekkürü
Akyıldız’dan YHT teşekkürü