Hüseyin AKTAŞ SÖZ VE EYLEMLERİMİZDE AHLAKLILIK VE ANLAMLILIK ESAS OLMALIDIR! 
SÖZ VE EYLEMLERİMİZDE AHLAKLILIK VE ANLAMLILIK ESAS OLMALIDIR!
Hüseyin AKTAŞ

SÖZ VE EYLEMLERİMİZDE AHLAKLILIK VE ANLAMLILIK ESAS OLMALIDIR!

Bu içerik 118 kez okundu.

Bugün hayat rehberimiz/başucu kitabımız Kur'an'ın Mü'minun Suresindeki ilk ayetleri ile söze başlamak istiyorum.

            1- Kesin olan şudur ki, inananlar kurtuluşa erişeceklerdir.

            2- Onlar ki, salatlarında alçak gönüllü bir duyarlık içindedirler.

            3- Onlar ki, boş ve anlamsız şeylerden yüz çevirirler.

            4- Arınmak için yapılması gerekeni yaparlar.

            5- Ve onlar ki, iffetlerini korurlar.

            7- Ama bu sınırın ötesine geçen kimseler, haddi aşmış olanlardır.

            8- Ve onlar ki, emanetlerine ve ahidlerine sadakat gösterirler.

            9- Salatlarını (tüm dünyevi kaygılardan) uzak tutar ve namazları üzerine titizlenirler.

            10- İşte onlar, (mutluluk yurduna) varis olacak kimselerdir.

            11- Onlar ki, görkemli cennetlerin mirasçısı olacaklar, onlar orada ebedi kalacaklar.

            Ayetler süs olsun, laf olsun diye değil hayatımızda bir boşluğu doldurmak  ve bize yol göstermek için vardır. Yeter ki bizler bu ayetlere kulak verelim ve hayatımıza bunlarla renk, ahenk ve anlam katalım.

            Peygamberimiz Hz. Muhammed (sav);
            “Kişinin boş, lüzumsuz şeyleri terk etmesi müslümanlığının güzelliğindendir!” buyurur.

            İslam dini bizi huzursuz etmek, hırpalamak için gönderilmiş değildir. Bilakis hayatımızın her alanına renkl, anlamlve ahenk katmak için gönderilmiştir.  Asıl olan İnsandır. Din de insan içindir. İnsanı müreffeh kılmayan şeyin adı din değil hele hele İslam hiç değildir.

            Bugün insanlığın dibini dinamitleyen nice unsurlar vardır. Bu unsurların baş aktörü şeytanın askeri olmaktır. İnsan şeytanlaşmamak için dini/ilahi/vahyi argumanları kendisine rehber edinmelidir. Edindiği rehber ise onu sadece Allah(cc)'a kul etmeli başka hiç bir kimseye kul ve köle etmemelidir.

            Bugün Müslümanlık iddiasında olan bizler en başta kendi nefsani duygularımıza kul köle olmuş ve bir türlü kendimizi bu cendereden kurtaramıyoruz.

            “Sen hiç kendi heva ve heveslerini tanrılaştıran (birin)i düşündün mü?” Furkan, 25/43

            Allah(cc) 'tan başka tanrılaştırdığımız her şey bizleri mahrumiyete, mahcubiyete yada mağduriyete sürükleyecektir.

            Ah bir anlayabilsek!

            Bir cemiyette oturuyoruz. Birisi çıkmış fütursuzca laf ediyor. Gıybetten, alay etmekten  ve hatta iftira atmaktan geri durmuyor. Tam gaz gidiyor...

            Rabbimiz bizlere bu dini, bu peygamberi, bu kitabı ne için göndermiş ki?

            Yaralarımıza merhem olmayacaksa bu ayetler niye var?

            Niye bir ayet bizi bu ahlaksızlıkta sınır tanımayanlar karşısında kalkan oluşturmaz ki?

            Ayakkabımızı parlattığımız kadar, özel eşyalarımıza gösterdiğimiz özen kadar neden hayatımızı ayetlerle süslemeyi/düzenlemeyi, insanlık kalitemizi artırmayı beceremiyoruz ki?

            Bizler hem sözü güçlü kılmalı hem de söz meclisini de bu tür dedikodu, iftira ve alaycılıktan beri tutmalıyız. Bulunduğumuz ortamları daha nitelikli ve vasıflı bir hale getirebilmeliyiz. Bizim olduğumuz yerde hiç kimse hiçkimseye kötü söz söyleyememelidir.

            “Siz Ey imana ermiş olanlar! İnsaf ile hakikate şahitlik yaparak Allah'a bağlılığınızda sıkı durun; ve herhangi bir kimseye karşı nefretiniz, sizi adaletten sapma günahına itmesin. Adil olun: bu, Allah'a karşı sorumluluk bilinci duymaya en yakın olan (davranış)tır. Ve Allah'a karşı sorumluluğunuzun bilincinde olun: şüphe yok ki Allah bütün yaptıklarınızdan haberdardır.”  Maide, 5/8

            Bizler vahşileri vahyi kılan, bedevileri medeni kılan, eşkiyaları evliya kılan bir peygamberin ümmetiyiz. Bizlere düşen hak, adalet, vahdet, uhuvvet(kardeşlik), iyilik, erdem, yardımlaşma ve değer üretme odaklı tavırlar içerisinde olmaktır.

            Din insan için vardır.

            Bizler de birikimlerimizi, yeteneklerimizi ve zamanımızı insanı daha değerli ve müreffeh bir hale getirmek ve daha modern/medeni ve çağdaş kılmak için seferber etmeliyiz.

            Kur'an'ca duruş sergilenmediği, peygamber ahlakının yaygınlaşmadığı, evrensel değerlerin üretilemediği toplumlarda nitelik, kalite ve değer aramak/yakalamak imkansızdır.

            Bize düşen her ortamda sesin desibelini yükseltmek değil sözün gücünü artırmak olmalıdır.

            Vahyin sağaltıcı ve diriltici soluğu ise sözü daim güçlü kılacaktır vesselam.

            Tabiki bu sözlerimiz görenedir.

            Köre nedir ki?  

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Birilerine para mı kazandırılıyor?
Birilerine para mı kazandırılıyor?
Asılsız ihbarlar için yasal süreç işletilecek
Asılsız ihbarlar için yasal süreç işletilecek