Berat Samet Aktaş PEYGAMBER POSTACI DEĞİLDİR, ANLAYIN, AYRILMAYIN! 
Reklamı Geç
PEYGAMBER POSTACI DEĞİLDİR, ANLAYIN, AYRILMAYIN!
Berat Samet Aktaş

PEYGAMBER POSTACI DEĞİLDİR, ANLAYIN, AYRILMAYIN!

Bu içerik 100 kez okundu.

"Seyirciler mütefekkir, güzide bir tabaka;

Düşünmelerdeki şiveyse büsbütün başka:

Kiminde el, filân asla karışmıyorken işe,

Kiminde durmadan işler benân-ı endîşe!

Al işte: "Beyne burundan gerek" demiş de "hulûl"

Tahharriyat-i amîkayla muttasıl meşgul!

Mühendis olmalı mutlak şu ak sakallı adam!

Zemine, daire şeklinde yaydı bir balgam..."

Mehmet Akif’in gözünde işte tipik bir mahalle kahvehanesi! Seneler geçmiş, fakat Akif’in çizdiği tablo hiç değişmemiş. Sokağa çıktığımda, bulunduğum çeşitli ortamlarda veya araştırma yaparken rastladığım yazılarda bana şunu dedirtecek cinsten; işte burası da benim kahvehanem!

Her Müslüman dinin gereklerini araştırıp öğrenmek ve uygulamakla mükellef olup, taklîdî imandan sıyrılarak tahkîkî imana ulaşmak mecburiyetindedir. Ancak liyakat gereği işi ehline devretmek gerekir. Yani sözün özü İlahiyat Fakültelerinin tedrisinde Kur’an ilimlerini (tefsir, kelam hadis vb. ) öğrenip özümseyip hakkı izhar batılı izale etmek için icazetini almış hali hazırda resmî olarak bunu da Eğitim Diplomasıyla taçlandırmış eğitimcilerin kelamına ket vurmamak gerekir. Aksi durumda her eline sazı alan kelam edecek olursa; fitne artacak meydan kahvehaneyi aratmayacak, paralel dinlerde haliyle çoğalacaktır.

Gündem öyle insanların varlığıyla sarsılır ki toparla toparlayabilirsen! Akif'in şiirinde bahsettiği o ihtiyarın meslektaşları çoğalmış durumda. Herhangi bir surenin tefsirine bakmamış fakat Kur'an bize yeter diyerek dolaşan; TV kanallarına çıkarak okuma, öğrenme ve araştırma gayreti göstermediği için kendi fikri olmayan; dolayısıyla üretkenlikten sıyrılıp onlar gibi düşünen şahısların taraftarlığına soyunan, kendini olduğundan farklı gösterme çabasıyla konuşan güya lider vasıflı insanlar…

Bir taraftan kendilerini ehli-sünnet olarak tanımlayan sözüm ona ‘’geleneksel’’ciler! Fırka-ı Naciye’yi kendilerine kaftan biçerek! İslam dinini yapının çatısı olmaktan çıkarıp kendi düşüncelerini çatı edinerek yaşayış biçimi olan ehli-sünneti dinselleştirmişlerdir. Bununla da kalmayıp düşüncelerini kalıplaştırıp kendilerini merkeze alarak önüne geleni tekfir etmede bayrağı kimseye kaptırmamışlardır. Kendilerini ‘’entelektüel’’ olarak tanımlayan gruba gelince onlar farklı bir şeyler söyleyelim edasıyla çıktıkları yoldan ötekileştirme yoluna çoktan sapmışlar ki yanlarında müsteşrikler hak getire! Geriye ne mi kalıyor bu iki zıt grubun etrafında zikzak çizen idraklerine deli gömleği giydirilmiş fanatikler…

Müsteşrikler ilk olarak; "Kur’an da çelişkili ayetler var" diye ortaya bir söz attılar. Bağlayıcı unsur olarak Kur’an ve sünneti merkeze alıp ona göre yaşayan Müslümanların ümmet bağını kopartmaya, aralarında fikir ayrılığı çıkartmaya çalıştılar. Bu sözlerine Müslümanlar büyük tepki gösterince ikinci husus, hadis-i şerifler akla aykırı diyerek peygamberin sadece vahiy postacısı olduğunu Kur’an’dan başka söz konuşmadığını savundular.  Müslümanların ayrık otu gibi bitip öbek öbek ayrılmalarına zemin oluşturmaya çalışıp, peygamberin vefat etmesini de fırsat bilerek İslam’a saldırmayı kendilerine amaç edindiler. Ve yüzyıllar boyunca emek harcanarak isnad edilerek oluşturulmuş müthiş derecede tasnif edilmiş yapıyı metodoloji bilmeden hadis usulü bilmeden eleştirerek sahabeye iftira attılar.

Peygamberimizi görmek için çıktığı yolda ağzından;

“Yâ leyleten min tûlihâ ve anâihâ,

Âlâ ennehâ min daret-il-küfri necceti.”

  (Ey yolculuk gecesi! Bıktım yolun uzunluğundan ve sıkıntısından. Fakat bu yolculuktur, kurtaran beni küfür ve inkâr yurdundan...)

şiiri dökülen adeta O’nu görmek için yüreği yanıp tutuşan Ebu Hureyre’ye iftira atmak acizlikten başka bir şey değildir.

Öncelikle kısa şekilde hadis, sünnet, rivayet nedir onları açıklamakta fayda görüyorum. Hadis sünnetten daha genel bir anlam ifade eder. Hadis; söz demektir, yani efendimizin yaşayışını temel alan sahabe döneminden bize aktarılan sözler. Bu sözler hayata aktarılıp uygulamaya geçirilirse sünnet olur. Her hadis sünnet değildir. Sünnet, davranış demektir. Hangi coğrafya da olursa olsun bütün dünya Müslümanlarının uygulama biçimi haline getirdiği benimsediği davranışlar olmuştur. Hadis terimi olarak rivayet ise Hz. Peygamber (s.a.s)'in sünnetini aksettiren hadislerin haber verenler (raviler) aracılığıyla isnad edilerek nakledilmesine denir.

Kuran’a uygunluğu ve akla mantığa yatkınlığı söz konusu ise değerlendirilir, zanni galip ise uygulanır, toplum için fayda sağlayacak bir davranış ise hoş karşılanır dolayısıyla uygulanırsa güzel olur. Bugün yapılan tartışmalarda hadis, rivayet vb. sorunlar dile getiriliyor olması, geçmişte metin tenkidi yerine isnad tenkidi yapılmış olmasından kaynaklanmıştır. Yani isimler üzerinden konuşmak yerine rivayetin metni incelense ki muhakkak büyük ölçüde öyle yapıldı fakat bu genel itibari ile bu bir kriter olsa daha sağlıklı olacağı kanaatindeyim.

Her rivayeti, hadis olarak değerlendirmek ilmî bir eksikliktir. ‘’Mevridi nassta ictihada mesağ yoktur’’ mecelle kaidesi gereği Kuran’a uygun olmayan ve akla mantığa sığmayan tartışılır, tercihen amel edilir veya edilmez. "Kim bana yalan isnad ederse cehennemde ki yerini hazırlasın. " buyuran efendimizin bu sözünü merkezde tutmak gerekir. Ayetlerin izah edilmesi ve pratiğe geçirilmesinde tabiri caizse ‘’yürüyen Kur’an’’ rolünde olan peygamberimizin konumu tartışılamayacak kadar önemlidir. ‘’Peygamberde sizin için güzel örnek vardır’’ ayeti de bu durumun şahidi niteliğindedir.

Saygı gereği bel üstünde taşıyıp, yaldızlı kadife kumaşlara sararak duvarlara astıkları Kur’an; içerisinde yer alan hükümlere uymadıkça onlara asla fayda vermeyecek! Her şeyden önce Müslümanlar, Kur’an’ı Kerim’e dost olacaklar.  ‘’Anam Babam sana feda olsun Ey Allah’ın Resulü’’ diyecek kadar yüreğini yakacak, kardeş bilincini tadacak işte o zaman peygamberin ‘’Ashabım’’ dediği sahabeyi anlayacaklar, ayrılmayacaklar. Usul bilip yöntemi farklı olan, isnad değil, metin tenkidi ile kendisine yol çizmiş olan Müslümanlar işte o zaman peygamberin hadisinin de, ona gelen vahyin de özünü bulacaklar...

Selam ve dua ile...

Berat Samet AKTAŞ

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Atakum Belediyespor’dan Muhsin Yazıcıoğlu’na bir vefa daha YAZICIOĞLU ADINA TURNUVA DÜZENLENECEK
Atakum Belediyespor’dan Muhsin Yazıcıoğlu’na bir vefa daha YAZICIOĞLU ADINA TURNUVA DÜZENLENECEK
Milli oyuncular göz doldurdu
Milli oyuncular göz doldurdu