Advert
PEYGAMBERİMİZDEN SONRA İÇ KARIŞIKLIKLAR
Bekir Çöl

PEYGAMBERİMİZDEN SONRA İÇ KARIŞIKLIKLAR

Bu içerik 172 kez okundu.

Mehmet Emin Özafşar Hocanın kitabını tahlil etmeye devam ediyorum: Milletlerin kültürel tarihlerini, siyasi tarihlerinden ayrı düşünmek mümkün değildir. İslam toplumu bu tespitten dışarıda tutulamaz. Bu bakımda Peygamberimizi vefatından sonra siyasi sahada yaşananlar, ileriki devirlerin fikir hayatına zemin hazırlamıştır. Hatta bazı fikir akımlarının ve Doktrinlerin doğmasına sebep olmuştur.
İlk Halife Ebu Bekir, Halife seçilir-seçilmez devlete karşı mali sorumsuzluk talepleriyle ayak direyen zümrelerin isyanıyla karşı-karşıya kalmıştır. Halifenin kararlı tutumu, karizması ve Peygamber devrinin tazeliği sayesinde bu girişimlerin şerrinde kurtulmuştur. (H.10-12)
İkinci Halife Hz. Ömer’in dirayetli yönetimi, kendisini bir suikast’e kurban gitmekten kurtaramamıştır.(H.13-23)
Üçüncü Halife Hz. Osman ilk zamanlar, Emevilere mensup olmanın avantajını kullanmış, ancak daha sonra bu durum, aleyhine gelişmelere sebep olarak, bir iç ayaklanmayla o da kurban edilmiştir. (H. 24-35)
Üçüncü Halifenin dramı, ardı-arkası kesilmeyen kargaşaların kapısını aralamış ve dördüncü Halife Hz. Ali’de yaklaşık beş yıllık bir iç mücadele sonucunda suikast’e kurban gitmiştir. (h. 36-40) İslam toplumunun asırlara bulaşan kanlı yarası “Cemel”de 10000 on bin kişinin ölümüne sebep olmuştur.  (Taberi 4 539) Sıffın’da ise 70 bin kişinin öldürüldüğü ifade edilmektedir. Bu rakamın 110 bin olduğunu belirtenlerde vardır.(İbn Cevzi Muntazam 5,120) İşte bu harpler, İslam toplumunu her bakımdan şoka sokmuştur. Henüz kökleri kazınmamış olan kabilecilik, Emevi, Haşimi mücadelesi her alanda kendini hissettirir olmuştur. (İ. Sarıçam, Emevi, Haşimi ilişkileri Ank. 1997)
Muaviye’nin (41-46) iktidarı ele geçirir-geçirmez devlet merkezini değiştirmesi, dirayetli yönetimi ile dikkatleri fetihlere çevirmesi, kısmen iç bunalımlara sünger çekmiştir. (41-61) Ancak ikinci çeyrek asrın sonuna gelindiğinde oğlu Yezid’in marifetiyle bir trajedi daha yaşanmıştır. Peygamber’in torunu ve yakınları herkesin gözleri önünde aç, susuz katledilmiştir. (61-64) (İrfan Aycan, Saltanata giden yol.)
Müslümanların arasına ekilen nifak tohumları bunlarla kalmamış, maalesef artarak devam etmiştir. Abdullah İbn Zübeyir’in Mekke’ye hâkim olması ve devlet içinde devlet dedirtecek şekilde yaklaşık dokuz yıllık hilafeti, bölünmüşlüğün kalplerden dışa vurma hali gibidir. (64-73) (Taberi 496) 
Hele bir de “Harre” olayı vardır ki Müslümanların yüzünü kızartacak ayıplarla doludur. Bu olayı yazan tarihçiler utanç terlerine boğulmuştur. Binden fazla hanım, babası meçhul çocuğa hamile bırakılmıştır. Toplumun ileri gelen yedi yüzden fazla siması, kadın çocuk demeden katledilen on binden fazla maktule adeta bir kabir başı yapılmıştır. (İbn Cevzi Muntazam 15-16)
Bu şekilde Ülke içersin de merkezi otorite kaybolmuş; Arap yarım adasının birçok bölgesinde siyasi bölünmenin ilk evladı Haricilik hâkim olmuştur. Üçüncü çeyrek asır iç isyanlara, ayaklanmalara, katliamlara, hatta kutsal mekân Kâbe’nin yıkılması ve yakılmasına sahne olmuştur. (Taberi 5, 498)
İlk asrın son çeyreğine gelindiğinde Mervan’iler’in egemen olduğu bir siyasi yapı hâkimdir. İslam hassasiyetinin yanında Arapçılık duygularının da yoğunlaştığı görülür. Özellikle Abdülmelik’in (66-86) hilafet dönemi; yüz yirmi binden fazla insanın başını aldığı söylenen (!) Vali Haccac İbn Yusuf’un (H.96) eliyle iç huzurun nispeten sağlandığı bir dönemdir. (Taberi 6, 382) Ancak bu siyaseten böyle olmakla beraber, içyapıda ki karışım ve değişim, kültürel alanda Arap- Mevali (Arap olmayan) çekişmesini meydana getirmiştir. Siyasetin ikinci çocuğu Şiilik içten içe gelişmeye başlamıştır. İlk asrın sonu yaşanırken Halife Ömer İbn Abdülaziz (99-102) siyasetin iki çocuğu Haricilerin ve Şia’nın dahi sempatisini kazanmayı başarmıştır. (Hodgson, 1, 192)
İkinci asrın ilk çeyrek yüzyılı, Abbasoğlularının gizli teşkilatlanması ile siyasi isyanların özellikle de Şii isyanlarının sahnede olduğu yıllardır. Halife Hişam’ın katı maliye politikası diğer ayaklanmaları tahrik etmiştir. (106-125) Fakat her şeye rağmen Zeyd İbn Ali’nin (123) Kufe ayaklanmaları başarısızlıkla sonuçlanmıştır.
Mevalinin başını çektiği, kitap ve sünnete davet eden, eşitlik ve adalet isteyen, imtiyazlara karşı çıkan ve on üç sene sürecek olan ayaklanma, Horasan’da baş gösterir. (116-129) Daha sonra bazı itikadi doktrinlere akıl babalığı yaptığı dile getirilen Cehm İbn Saffan (128) da bu ayaklanmanın başını çekenlerdendir. (Taberi 333)
İkinci asrın ikinci çeyreğinde Şii isyanları başlar. Emevilerin sonlarına doğru Şii ayaklanmasında başı çeken Muğire İbn Said, Beyan İbn Seman ile birlikte isyana kalkışmış (119) ve Kufe de öldürülmüştür.
İkinci asrın ikinci çeyreğinde bütün bu siyasi, fikri ayrılıklardan bitap düşen Emeviler ömrünü tamamlamak üzeredir. Horasanlı Eba Müslim (137) Haşimilerin intikamını almak üzere, mağdurların matemine sembol olacak kara Bayraklarıyla kılıcını sıyırdığı sırada tarih (130) göstermektedir. Muhalefet artık bütün çeşitleriyle Eba Müslim’in arkasındadır. Abbasiler, Saffah’ı Kufe’de Halife ilan ederek (132) yılında Abbasi (Haşimi) devletini kurmuş ve Emevi iktidarına son vermiştir.
Bir asır bile sürmeyen Emevi iktidarı süresinde İslam’ın içine kıyamete kadar çıkmayacak fitneler sokulmuş ve iki yüz binden fazla insan katledilmiştir. İşte bu şer yuvasını Azerbaycan’lı bir ailenin çocuğu olan Eba Müslim dağıtmıştır.

 

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Milletvekili Akyıldız, Millete hesap verdi
Milletvekili Akyıldız, Millete hesap verdi
Kötü muameleye yönelik soruşturma başlatıldı
Kötü muameleye yönelik soruşturma başlatıldı