Bekir Çöl MİHNE SÜRECİNDE YAŞANANLAR 
MİHNE SÜRECİNDE YAŞANANLAR
Bekir Çöl

MİHNE SÜRECİNDE YAŞANANLAR

Bu içerik 151 kez okundu.

Kur’an’ın yaratılması olayında okuyanın anlayamadığı bir muğlaklık vardır. Yani İslam ilim adamları ikiye ayrılmış, hükumete yakın olanları, Mutezili fikrinde olanlar Kur’an Mahlûktur (Yaratılmıştır) demişlerdir. Diğer kesim ki O zaman daha isim olarak teşekkül etmemiş, sonradan Ehli Sünnet olarak isimlenen ilim adamları ve bilhassa Hadisçilerden önde geleni İmamı AhmedİbnHanbel ve tabileri “Hayır, Kur’an mahlûk değildir diye karşı gelmişlerdir. Bu nedenle de çeşitli cezalara, işkencelere ve hatta ölümlere maruz kalmışlardır.

Bu işin mahiyetini anlamak için şöyle bir soru sormak lazım: Kur’an mahlûktur deyince ne demiş oluyorsun, Mahlûk değildir deyince neyi reddetmiş oluyorsun?

Bu sorunun cevabını vermek için şu husus da iyi kavramak gerekiyor: Zamanın iktidarı, Mutezili ilim adamlarını yanına alarak bilhassa ilmi kesime bu soruyu niçin sormuşlardı? Mihne’yi başlatanların ve devam ettirenlerin asıl maksadını bize tarih bildiriyor. İslam fütuhatının genişlemesi, İran, Irak, Suriye, Azerbaycan, Mısır, Afrika, hatta İspanya’ya uzanması ve buralardan İslam’a giren insanların daha evvel ki dini inançlarından, kültürlerinden bazı inanışlar sebebiyle İslam akaidinde bölünmeler, sapmalar meydana gelmeye başladı. İşte bu inanç bölünmelerinin önünü kesmek için Mihne imtihanını ve “Halkul Kur’an” sorusunu ortaya attılar. Yani diyorlardı ki, Ey İslam ilim adamlar, Ey hadisçiler, söyleyin bakalım Kur’an Yüce Allah’ın yarattığı bir nesne midir, yoksa Allah ile beraber öncesi ve sonrası olmayan ezeli ve ebedi varlık mıdır? Tabi bu soruyu soran Halife ve yanında ki ilim adamları, bu soruya verilecek cevabın “Evet Kur’an mahlûktur, yani sonradan yaratılmıştır” denmesini bekliyorlardı.

Fakat bu soruya muhatap olan o gün ki ilim adamları ve bilhassa AhmedİbnHanbel ve onunla yandaş olanlar, “ Hayır Kur’an mahluk değildir, yani sonradan yaratılmamıştır” dediler. Bu çekişme ondan sonra daha da kızışarak devam etti. Artık bu kanaat Ehlisünnet akaidini oluşturan temel meselelerden biri haline geldi.

Akaidi şiir halinde anlatan “Emali” de bu hususu bir beytinde şöyle dile getiriyordu:

“Ve mel Kur’an-ü mahlukanTeala- Kelamür Rabbi an cinsilmakali.” Yani.(Kur’an Allah’üTeâla’nın mahlûku değildir, Bilakis, söz cinsinden Rabbimizin kelamıdır.

Bu duruma göre Halifenin ve Mutezili ilim adamlarının fikrini kabul edenler, “Allah’ü Teâlâ’mın kelam sıfatını yok sayıyor ve Kur’an’ın sonradan yaratıldığını, her yaratılanın bir başı bir sonu olduğu için bir gün Kur’an’ın da yok olacağını da kabul etmiş oluyorlardı.

Diğer taraftan Kur’an mahlûk değildir diyenlerde, “Kur’an-ın ezeli ve ebedi olduğunu Allah ile Kadim olduğunu” iddia etmiş oluyorlardı. Zaten sonradan Kur’an’a sıfat olarak verilen “Kelam-ı Kadim” ismi de oradan geliyordu.

Buraya kadar yaptığım tespitler yanlışı ve doğrusu ile bana aittir. Şimdi yine M. Emin Özafşar Hocanın kitabında istifade ederek Mihne sürecinde yaşananları anlatmaya devam edelim:

Halife Memun’un (218) Tarsus seferi sırasında, Rakka’dan Bağdat valisi İshak İbn İbrahim’e bir mektupla fiilen Mihne sürecini başlatmıştır. (Taberi 631) Öncelikle Kadılık görevini üstlenenlerin sorgulanması istenmekle birlikte gönderilen mektup ta devrin ileri gelen hadis âlimleri de yer almaktadır.

Muhammet İbnSa’d (230)- Ebu Müslim Abdurrahman İbn Yunus (164-224)- Yahya İbn Main (158-233) Züheyrİbn Harp, Ebu Hayseme ( 160-234)- Ahmet EdDevraki (168-246) (Taberi 634)

Bu kişiler derhal vali İshak tarafından gözlem altına alınmış ve sorgulamaları yapılmıştır. Sonuçta hemen hepsi Halife Memun’un istediği cevabı vermişler ve serbest kalmışlardır. Bu durumdan memnun kalan Halife Me’mun, ikinci bir emirle Fakih, Hâkim ve Hadisçilerin sorgulanmasını istemiştir.

Ebü-l Hasan ibn Osman ezZiyad(243)- BişrİbnVelid el Kindi (150-238)- Ali İbnEbiMukatil?- FazlİbnĞanim?- Hasan İbnHammad es Seccade (241)- Ubeydullah İbn Ömer MeysereKavariri (152-235)- AhmedİbnHanbel (156-241)- Kuteybeİbn Said (149-240 ve isimlerini yazmadığım otuz kişinin sorgulanması istenmiştir. Verilen cevaplar Halifeye bir yazı ile bildirilmiştir.

Sorgu neticesinde, Seccade, Kavariri, Muhammed İbn Nuh ve AhmedİbnHanbel’in dışındaki Âlimler Kur’an’ın mahlûk olduğunu kabul etmişler ve serbest kalmışlardır. Bu dördü de Halifenin huzuruna Rakka’ya gönderilmek için tutuklanmış ve zincire vurulmuştur. Bu arada Seccade ve Kavariri de Kur’an’ın mahlûk olduğunu kabul etmiş ve serbest kalmışlardır. Sona kalan M. İbn Nuh ve A. İbnHanbel Halifenin huzuruna çıkarılmak için Tarsus’a gönderilmiştir. Ancak onlar yolda iken Halife’nin ölüm haberi gelmiştir.

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Kırsala ayrılan bütçe 24 milyon 900 bin TL
Kırsala ayrılan bütçe 24 milyon 900 bin TL
KANGAL SEVGİSİ YAYGINLAŞIYOR
KANGAL SEVGİSİ YAYGINLAŞIYOR