Advert
YANLIŞ ANLAŞILAN BİR HADİS
Bekir Çöl

YANLIŞ ANLAŞILAN BİR HADİS

Bu içerik 216 kez okundu.

Mevzu hadislerin Müslüman topluluklar arasında yaygınlığı sebebiyle, cahil kimselerle gerçek ilim ehli arasında ki çekişme hala sürmektedir. Sadece mevzu hadisler değil, birde bazı fırkaların fikirlerini beslemek için kasıtlı olarak eksik rivayet edilen hadisler vardır. Şu meşhur hadisi buna misal olarak verebiliriz: “Allah, Âdem-i kendi suretinde yarattı.” Bu hadis sahabeden gelmiştir ve sahihtir.
Bu hadisin çıkış nedenini gözardı edenler, insanların vücud ve Ruh olarak Allah’tan sadır olduğu (Feyiz nazariyesi) ve onunla aynı şey olduğunu yaydılar. Hâlbuki gerçek bu değildir. Allah’ın suretinde yaratılmış diye bir şey yoktur ve batıldır. Tevhide ve tenzihe aykırıdır. Hadisin çıkış sebebi “Siyah bir kölesinin yüzüne vuran bir sahabeye, Allah’ın Resulü’nün uyarı ve korkutma babında bir hitabıdır. Peygamberimiz bu hadiseyi görünce, “Yüzüne vurma, zira Allah Âdem-i onun suretinde (Yani Kölenin suretinde) yaratmıştır” dedi. (Buhari, Müslim, A. İbn Hambel)
Resulüllah hadisinde, “La tadribi-l veçhe fe innellah’e haleka Âdem’e ala suretihi” derken Âdem-i kendi suretinde değil, yüzüne vurulan kölenin suretinde yaratmıştır, denilmektedir. Ama Vahdet-i Vücud felsefesinin bu hadisi batıni şekilde tevil etmesine göre insan, Allah’ın suretinde yaratılmış olarak gösterildi.
İbn Arabi, Füsusul Hikem ’in birinci fassın da Âdem’in yaratılışını anlatırken “Hak nefsindeki bütün varlık manalarını bir varlıkta ve bütün ilahi isimleri kapsayan bir tecelligah ta kendi hakikatini görmek istediğinde Âdem-i yaratmıştır. Böylece Âdem, kendisinde Hakkın suretinde baktığı, bu yana ve kendisiyle varlığının kemalinin idrak ettiği akıl olmuştur.
Bu hadisin böyle tevil edilmesinin Kur’an ve Sünnette mebni hiçbir yanı yoktur. İbn Arabiyi ve Sofileri bu yanlışa sürükleyen ve insanı nihayette Allah’ın sureti onun aynısı gibi görme inancı İslam’dan değil, Helenist kültürle Yunan felsefesi ve Yahudilikten neşet eden Neoplatizmin eseridir. Bu şirk inancının etkisinde kalanlar hadisi böyle yorumladılar.
Böylece kendilerini Allah’a benzetenler çoğaldı ve tevhid akidesini bozmuş oldular. Hatta öyle ki, Şeyhi Ekber namıyla anılan Muhyiddin-i İbn Arabi “Âdem’le Havva arasında ki cinsel ilişkiden lezzet alanın da Hakk (Haşa Allah’ın) kendisi olduğunu söyledi.” Bu da yetmiyormuş gibi, cinsi münasebetten sonra gusül abdesti alınmasının hikmetini anlatırken, “Kadın ve erkeğin cinsel ilişki de bulunmalarında lezzet aldıklarını, (Haşa kendilerini Allah’tan gayri olduklarını sanmaları sonucu, gusülle mükellef kılındıklarını söylemek gibi bir sapıklığa adım atmıştır. Bu konuyu daha iyi anlamak isteyenler, Şeyhü-l İslam Mustafa Sabri Efendinin “Mevkifü-l ilim Vel akıl” adlı kitabının 3. Cilt, 189-274 sayfalarına baksınlar yeter. Bu bilgileri biz anlattığımız da İbn Arabi’ye olan kinimizden dolayı iftira ettiğimizi söylüyorlar.
Ne yazık ki, tasavvuf ehlinin eskisi de, yenisi de bu sapık inanışta ki İbn Arabi ve başkalarını kutsayarak bütün kitaplarında bu hadisi yazar ve Allah’ın insan suretinde olduğuna inanırlar. Ama insan deyince köylü Mehmet ağa değil tabi ki, her tarikat şeyhi O, Âdem’in yerine kendileri koyarlar.
 Birçok hadis alimi sahih hadisleri, batıl ve uydurma olanından ayırmak için uğraşırken kimileri de ortaya böyle batıl sözleri atarak Müslümanların imanlarını ifsad ediyorlar. Mevzu hadislerle ilgilenmek ve zararından Müslümanları korumaya çalışmak muhakkak ki önemli bir görevdir. Bunun yanında birde karşımıza böyle batıl ve şirk kokan sözlerin Kur’an-a ve sünnete aykırı olduğunu anlatmak ta yine ilim adamının sırtına yükleniyor.
Bu konu da daha geniş bilgi almak isteyen okuyucular Abdurrahman İbnü-l Cevzi’nin “Telbisü-l İblis” yeni adıyla “Şeytanın Ayartması” isimli kitabı okuyabilirler. Orada heva ve Şeytanın ilim adamlarını ve mutasavvıfları nasıl aldattığına dair yüzlerce misal göreceksiniz.
Bu kitabı okuyana kadar, şahsen ben bu hadisin uydurma olduğunu iddia ediyordum. Çünkü bu anlatılanlar Kur’an’da ki Allah’ü Teala’nın sıfatlarına ve “Leyse Kemislihi Şeyün” ayetine açıkça zıt düşmektedir. Allah, benim benzerim yok diyecek, ama tasavvufçular Allah’ı insana benzetecekler. Tabi ki, bu kabul edilecek bir şey değil. Zaten bu hadisten yola çıkan tasavvufçular boş durmamışlar, daha birçok zırva söz uydurarak Allah’a ve Rasülüne iftira etmişlerdir. Mesela: Yemen tarafından Allah’ın kokusunu aldım” diye Peygamberimize yalan uydurdukları gibi, tasavvuf ehlinden birçoğu, “Ben Allah’ı genç yaşında bir oğlan suretinde gördüm” veya “Koltuğunda sigara içen bir ihtiyar suretinde gördüm” diyen çok sapık çıkmıştır..
Yine bu yazının da çoğu M. Emin Akın Hocanın takdim kitabından istifade ederek yazılmıştır.

 

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Milletvekili Akyıldız, Millete hesap verdi
Milletvekili Akyıldız, Millete hesap verdi
Kötü muameleye yönelik soruşturma başlatıldı
Kötü muameleye yönelik soruşturma başlatıldı