Hüseyin AKTAŞ TEMEL DİNAMİKLERİ KÖKÜNDEN DİNAMİTLEMEK! 
TEMEL DİNAMİKLERİ KÖKÜNDEN DİNAMİTLEMEK!
Hüseyin AKTAŞ

TEMEL DİNAMİKLERİ KÖKÜNDEN DİNAMİTLEMEK!

Bu içerik 186 kez okundu.

Cumhurbaşkanı R. Tayyip ERDOĞAN’ın Başbakanlığı döneminde Hindistan’a bir ziyaret gerçekleştirmişti. Bu ziyaret esnasında Hindistan’ın ruhani lideri MahatmaGandhi Başbakan R. Tayyip ERDOĞAN'a yaşam felsefesi olarak gösterdiği Hristiyanlığın 7 ölümcül günahına karşılık yazdığı 7 ölümcül sosyal günahın bir kopyasını verdi. Neymiş bu sosyal günahlar biliyor musunuz?

            1- İlkesiz siyaset

            2- Emeksiz zenginlik
            3- Vicdansız haz
            4- Niteliksiz bilgi
            5- Ahlaksız ticaret
            6- İnsaniyetsiz bilim
            7- Özverisiz ibadet

            Karanlık dünyaların karanlık adamları kendi karanlık işlerini meşrulaştırmış bir vaziyette topluma enjekte etmeye çalışıyorsa, iyinin yerini kötü, güzelin yerini çirkin, doğrunun yerini yanlış, faydalı olanın yerini zararlı unsurlar almışsa ilkeli bir siyasetten bahsetmek ne kadar mümkün olur?

            Taşların bağlanıp köpeklerin salıverildiği bir dünyada, kuzulara şah olan kurtların taksimat yaptığı bir gezegende her türlü kumar oyunları meşru, gecelik artan azalan harakiri yöntemiyle işletilen bankacılık sektöründe elde edilen kazançla Karunlaşanlar sürdükleri sefih hayatla zenginliğin tadını ne kadar çıkarabilirler dersiniz? Kazancı mahveden faizin alabora ettiği dünyalar lüks içinde saltanat sürmekten, tüketim çılgınlığına yönelmekten, “Komşusu aç iken tok yatan bizde değildir” düsturunu hayatına yansıtmadan emeğin kutsallığından ve ele geçirdiği zenginliğin meşruluğundan bahsetmek mümkün olmaz. Hele kendisiyle kazancımızı ve mallarımızı arındırdığımız zekat müessesesine işlerlik kazandırmadığımız müddetçe hiç olmaz.

            Tüm insanlığın şefkat ve merhamet damarlarının kurutulduğu, insanlık göstergelerinin dibe vurdurulduğu, Gazze’de yaşanan insanlık trajedisine sessiz kalındığı, Irak’ta bütün mukaddes değerleri ayaklar altına alınan mazlum halkın çığlıklarına yanıt bulunamadığı bir dünyada hangi vicdandan bahsedilebilir ki? Falan sahillerde kıyıya vuran balinaların hayatını düşündüğü kadar Suriye'de ah eden anaların, gözü yaşlı bebelerin, akbabalara yem olmuş insan bedenlerinin kurtuluşu içinde gayret sarf edilmelidir.

            Bilgi’yi egemen güç olarak algılayan, şarlatan güçlerin, şımaran ve şebekleşen tiplerin ilahi güce misilleme yaparcasına cehaletin karanlıklarında boğulmuş kimliksiz ve kişiliksiz yığınları oluşturması kaybolan manevi değerleri ne kadar geri getirebilir ki? Yâda zaten kirlenmiş olan bilgiyi vahiyden soyutlayarak temizlemek ne kadar mümkün olabilir ki?

            Allah(cc) ile anlam kazanmayan bir hayatın sanatı da, siyaseti de, ticareti de ne kadar ahlaki bir duruş sergileyebilir ki? “Sizin en üstün olanınız ahlaken en üstün vasıflara bürünmüş olanınızdır.” Düsturunu bertaraf ederek üstünlüğü ırkta, cinste, cibilliyette, servette, bölgede, ülkede, renkte yada dilde gören bir anlayış ulusal ve uluslararası bir alanda ne kadar ahlaki bir kazanım elde edebilir ki?

            Duygulardan arındırılmış, hissiyattan uzaklaştırılmış, sanal dünyanın sanal bağları arasında kaybolmuş, teknolojinin baş döndüren ve çıldırtıcı gelişmelerine mahkûm olmuş bir insanın kafası, kalıbı ve kalbi ne kadar insani vasfa bürünebilir ki?

            “Allah’tan hakkiyle korkun ve O’na gereği gibi bir ibadet yapmaktan geri kalmayın” ilahi emrini bertaraf ederek Allah’tan soyutlamış, şekillere bezenmiş bir ibadet şekli, kalb ile Allah arasına sıkıştırılmış bir anlayış şekli, din adamlarına ihale edilmiş ve mabetlere hapsedilmiş bir din anlayışı ne kadar huzur verebilir ki?

            İşte bütün bu günahlardan, sosyal çalkantıdan, iç huzursuzluktan, dinamitlenmiş hayattan, tasavvurlarımızın yok edilmesinden, fıtratımızın bozulmasından, ekin ve dikimin mahvedilmesinden, yetimin itip kakılmasından, haksız kazançtan, sömürü çarklarının kırılmasından, bağnazlıktan, bezirgânlıktan, haydutlaşıp hudutları aşmaktan kurtuluşun yolu;

            “Damak zevkini özendiren tüketim çılgınlığı değil, dimağlara kazınmış kanaat yöntemi,

            Surete değil sirete önem veren bir ahlak anlayışı,

            Satırlarda kalan değil sadırlara nüksetmiş bir sevgi bağı,

            Kalıplara dökülmüş değil kalplere nakşedilmiş ibadet şekli,

            Ulama değil ulemalaştıran bir bilgi şekli,

            Karunlaşan değil Kuranlaşan bir servete sahip olmaktır.”

 

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Gar binasına YHT Meydanı yapılacak
Gar binasına YHT Meydanı yapılacak
Akyıldız’dan YHT teşekkürü
Akyıldız’dan YHT teşekkürü