İYİ NİYETLE YAPILIYOR AMA…
Sema Biçer

İYİ NİYETLE YAPILIYOR AMA…

İnsan, iç dünyasında olan biteni fark eden, bilen, ona uygun tavır alan ve o içinde olan biteni diğerlerine anlatabilen bir potansiyelle dünyaya geliyor. Sahip olunan bu müthiş potansiyel ve bunu kullanma şekli birlikte yaşanılan kişilerin geribildirimleri ile şekilleniyor.

Örneğin bir bebek, doğduğu andan itibaren, ilgi ve sevgi gereksiniminin karşılandığını, acıktığını, altı kirlendiğini veya bir yeri ağrıdığını fark ediyor. Fark ettiğine uygun tavır alıyor ve bunu kendi dilince (çeşitli ağlama şekilleri, huzursuzluk, mutluluk ve huzur ifadeleri ile) anlatıyor.

Aldığı geribildirimlerle (destek olma, reddedilme, göz ardı edilme, yok sayılma, önemsenme, gereksinimine uygun geri bildirim ve yanıt alma vb.) kendine ve diğerlerine karşı, çeşitli tepki verme yöntemleri geliştiriyor.

İç dünyasında olan biteni fark etme ve ona uygun tepki verme özelliği, zamanla zayıflayabiliyor, başka biçimlere dönüştürülebiliyor, karmaşıklaştırılabiliyor ya da geliştirilebiliyor.

Geliştirilmenin dışındaki diğer durumlar, zamanla insanın içinde olan biteni fark edememesine veya fark ettiklerini hissettiği ve bildiği gibi ifade edememesine, iç sesine yabancılaşmasına ya da zaman içinde o sesi hiç duymamasına neden olabiliyor.

En çok erişkinlerin çocuğun gereksinimlerini görmezden gelen, içindeki olan biteni ifade ettiğinde başkalaştırmaya çalışan, ya da yok sayan, çocuğun gerçeğini reddeden yaklaşımları iç sese sağır olmaya neden oluyor.

Elbirliği ile ve kullanılan özel budama yöntemleri ile zor kullanılarak yetiştirilen çocuklarla ilgili olarak şu yakınmalarda bulunuluyor;

Laftan, sözden anladığı yok,

Çok hırçın,

Çok yaramaz,

Sürekli mızmız,

Ne acıktığını biliyor, ne susadığını,

Ne üşüdüğünden haberi var, ne sıcakladığından,

Kim faydalı, kimden zarar gelir bilmiyor,

Kim ne derse onun arkasına gidiyor…

Nerden çıktı bu çocuk…

Artık kime benzediyse?

Çocuklar bu yakınmalara neden olacak davranışları pekiştirecek pek çok ebeveyn yaklaşımıyla yetiştiriliyor.

İşte bunlardan bir tanesi; 

Sizinle, tanık olduğum bir anne kız etkileşiminin ardından yazdıklarımı paylaşmak istiyorum. Aşağıda yazacağım yaklaşım şeklinde hiçbir kötü niyet olmadığının farkındayım. Şiire konu olan anne, kötü bir anne değil. Sadece, o yaklaşım şekli ile çocuğunun dünyasında neler oluşuyor, onun farkında değil…

Yaşamını yeni kaybetmiş birinin yas evindeyiz. Ev çok kalabalık. Her kes son derece üzgün. Pek çok kişi ağlıyor. Bazıları yüksek sesle…

Evde bir tane de bir yaşlarında kız çocuğu var.

Korku dolu gözleri ile etrafına bakınıyor ve annesini görmeye çalışıyor…

UYURKEN RAHATTI

Tanımadığı pek çok insanın arasında tedirgindi,

Her kesin yüzüne ayrı ayrı bakıyor,

Ve bildik gülümseyen bir yüz arıyordu,

Yoktu…

Gözleri korku doluydu,

Nefes alışverişleri hızlanmış,

Boğazı düğüm düğüm olmuştu.

Etraf kalabalıktı ama o yapayalnızdı…

Nihayet annesi yanına geldi,

Elindeki küçük kâsede yoğurt vardı

Annesini görünce derinden bir iç çekti,

Birkaç hızlı nefes aldı,

O tanıdığı, güven istediği kucağa atıldı,

Başını annesinin göğsüne, adeta gömdü…

Belli ki çok rahatlamak istiyordu.

Annesi yoğurdu masaya koydu,

Kızını kol altlarından tuttu,

Ve kanepeye oturttu,

Kaşları çatık bir şekilde ve sert bir ses tonu ile,

Şimdi bu yoğurt yenecek boşuna hiç mızmızlanma dedi.

Kız çocuğu kalabalık tanımadık kişiler içinde,

Korku dolu yüreği ile etrafına bakıyor,

Annesine, annesinin kucağına sığınmak istiyordu,

Bunun için birkaç hamle yaptı,

Fakat boşunaydı.

Annesi, otur şöyle bakalım, sakın kımıldama dedi.

Kâseden bir kaşık yoğurdu aldı, 

Ve etrafına dert yandı,

Bir haftadır yoğurt yemeye alıştırıyorum,

Yememek için direniyor,

Ama yok öyle…

Bu kadar yararlı bir şeye alışmak zorunda,

İnat ettim, alıştıracağım,

Tükürse de kussa da bu yoğurdu yiyecek…

Çocuk, bir yandan ağlayarak bağırıyor, bir yandan elini kolunu savuruyordu.

Sevgili anne kesin kararlıydı, o yoğurt yenecekti.

Kızının kendince itirazlarına, kafa çevirmelerine bakmadan,

Ağlamasına ve eli ile reddetmesine aldırmadan,

Ağzını sımsıkı kapatmasına rağmen,

Hiç aldırmadı.

Çocuğunun burnunu sıkıştırdı,

Çocuk çaresiz ağzını açtı,

Kaşığı zorla ağzına soktu ve yoğurdu dilinin üzerine boşlattı,

O ağlama sırasında yoğurt kızın soluk borusuna kaçtı,

Annesi sırtına birkaç kez vurdu,

Ve çocuğu tekrar sertçe kanepeye yerleştirdi,

Yine çocuğun burnunu sıkıştırdı,

Çaresiz açılan ağza yoğurdu boşalttı.

Bu işlem birkaç kez tekrarladı,

En sonunda beklenen gerçekleşti…

Yoğurt, ağlamalar ve hıçkırarak iç çekmeler arasında,

Kızın ağzından ve burnundan geri çıktı…

Anne, kızının ağzını, yüzünü ve giysilerini temizlemek üzere,

Bu mücadeleye bir süre ara verdi.

Çocuk terler içinde kalmıştı…

Tedirgin bir şekilde etrafına bakınıyor,

Annesinin kucağında olmak için çaba harcıyordu.

Nihayet annesi söylenerek kızını kucağına aldı,

Göğsüne bastırdı,

Çocuğun iç çekişleri yürek dağlıyordu…

Annesinin kucağında birkaç dakika içinde uyudu,

İç çekmeleri uyurken de bir süre devam etti.

Uykusu derinleşti.

Yüzüne, o minik çocuk şirinliğini ortaya çıkaran

Sevimi mi sevimli bir gülümseme yerleşti.

En azından uyurken rahattı…

 

 

 

 

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
“Seçime hazırlanamamız için 4 yıl önceki listeleri verdiler”
“Seçime hazırlanamamız için 4 yıl önceki listeleri verdiler”
CÜ, başarı sıralamasında diplerde!
CÜ, başarı sıralamasında diplerde!